İstanbul’un Uçurum Kenarındaki Hayatları: Şehrin Zirvesinden Görüntüler
İstanbul’un yükseklerinden yaşam kesitleri: uçurum kenarı mahalleler, zorluklar ve dayanışma hikâyeleriyle şehir manzaraları.
Başakşehir Altınşehir’de, yıllar önce Zeytinburnu’ndaki kireç fabrikasına hammadde sağlayan taş ocağının kapatılmasının ardından bölgede derin bir çukur oluştu. Zamanla bu çukurun kenarına kaçak yapılaşma gerçekleşti; onlarca konut metrelerce yükseklikteki uçurumun kenarında yer alıyor. Bölge halkı, altyapı eksiklikleri ve tapu sorunları nedeniyle ciddi güvenlik endişeleri taşıyor.
Uçurum kenarındaki evlerin durumu dron ile havadan da kayıt altına alındı. Görüntüler, eski taş ocağının bıraktığı boşluğun büyüklüğünü ve yapıların uçuruma olan yakınlığını net şekilde gösteriyor. Bölgedeki tehlike; düşme vakaları ve önlem eksikliği ile birlikte kamuoyunun dikkatini çekmiş durumda.
“YIKILACAK DURUMDA SAĞLAM DEĞİL”
Mahallede uzun yıllardır yaşayan İbrahim Öztürk, alanın zemin yapısının güvenli olmadığını vurguluyor. Öztürk, altyapı yetersizliğine işaret ederek şunları söylüyor: “Buranın zemini sağlam değil. Altyapı yok, doğalgaz yok burada. Buraya sit alanı diyorlar ve bize tapu vermiyorlar. Görüyorsunuz, evler yıkılacak durumda.” Öztürk, geçmişte bölgede düşme sonucu ölümlerin yaşandığını hatırlatarak, alanın taş ocağı geçmişinin riskleri artırdığını belirtiyor.
“ALTI KAYA, DEPREME DAYANIKLI BİR BÖLGE”
Mahalle sakinlerinden Ayhan Karakaş ise zeminin kayaç yapıda olduğunu; bu nedenle bölgenin sağlam ve depreme dayanıklı olduğunu savunuyor. Karakaş, gençliğinde buradan çıkan kirecin Zeytinburnu’ndaki kireç fabrikasına gönderildiğini ve alanın dinamitle açıldığını söyleyerek, “Burası sağlıklılık yönünden çok sağlam” ifadelerini kullanıyor. Bu iki farklı değerlendirme, bölgenin risk profilinin yerel algıda tam olarak netleşmediğini gösteriyor.
Tapu ve altyapı sorunları ile zemin hakkındaki çelişkili görüşler bir araya geldiğinde, Altınşehir’in uçurum kenarındaki yerleşimi hem sosyal hem de güvenlik boyutunda çözüm bekleyen bir sorun olarak öne çıkıyor. Yetkililerin yapacağı detaylı jeolojik inceleme ve risk değerlendirmesi, bölge sakinlerinin güvenliği açısından belirleyici olacak.