Boccia Tutkusuyla Yükselen Engelli Sporcu Hakan Arıkın’ın İlham Veren Yolculuğu
Boccia tutkusu ve azmiyle engelleri aşan Hakan Arıkın’ın ilham veren başarı ve yaşam yolculuğunu keşfedin.
Kayseri’de yaşayan ve 8 aylıkken geçirdiği çocuk felci sonucu yüzde 88 ortopedik engelli kalan Hakan Arık, tekerlekli sandalyesiyle yaşamını sürdürürken hayata sıkı sıkıya tutunmayı seçti. 2016 yılında, milli sporcu olan ve Boccia Dünya Kupası’nda başarıya ulaşmış arkadaşı Öner Bozbıyık’ın önerisiyle boccia sporuna başlayarak kendine yeni bir hedef belirledi.
Geçen yıllarda düzenlenen Türkiye Şampiyonaları’nda BC5 kategorisinde farklı dereceler elde eden Arık, şimdilerde en büyük amacının Türkiye şampiyonu olup altın madalyayı kazanmak olduğunu söylüyor. Kayseri Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Ferdi Sporlar Merkezi’nde düzenli antrenman yapan sporcu, haftada 4-5 gün antrenman programını aksatmıyor.
Yılmayan Bir Sporcu: Hakan Arık’ın Deneyimi
Arık, yaşadığı zorluklara rağmen umudunu hiç yitirmediğini vurguluyor: “Kendimi engelli olarak görmüyorum; hayattan zevk almayı seviyorum.” Ailesinin ve çevresinin desteğiyle devam eden spor hayatında ikiz çocuklarını da zaman zaman antrenmanlara getirerek onlarla paylaşımda bulunuyor. Sosyal ortamın ve sporun sağladığı motivasyonun, hayatına yeniden anlam kazandırdığını belirtiyor.
BC5 kategorisinde uluslararası yarışma olmaması nedeniyle Avrupa düzeyinde temsil edilemediklerini anlatan Arık, buna rağmen Türkiye şampiyonluğunu hedefleyerek azimle çalıştığını ifade ediyor. Arık, engelli vatandaşlara da seslenerek: “Kendilerini soyutlamasınlar, evde durmak yerine bir işle meşgul olsunlar.” tavsiyesinde bulunuyor.
Birlikte Başladılar: Milli Sporcu Öner Bozbıyık’ın Görüşü
Öner Bozbıyık, Hakan ile sohbetleri sırasında bu sporun ağır engelliler tarafından da yapılabildiğini anlattığını ve birlikte denemeye karar verdiklerini aktarıyor. Kendisi de 6 yaşında başlayan kas erimesi nedeniyle 13 yaşından beri tekerlekli sandalyede olmasına rağmen sporu bırakmamış bir isim. Bozbıyık, rekabeti ve yarışmayı seven Hakan’ın kısa sürede spora adapte olduğunu belirtiyor.
Bozbıyık, engellerin spor yapmaya engel oluşturmadığını örneklerle açıklıyor: “Ben yarışmalarda solunum cihazı ile gelip madalya kazanan sporcular gördüm; yani yeter ki istenilsin.” Mesajı, engelli bireylerin sosyal hayata katılımı ve sporla rehabilitasyonunun önemine işaret ediyor.
Sonuç olarak, Hakan Arık’ın hikâyesi; sporun, dayanışmanın ve kararlı çalışmanın bireylerin yaşamına kattığı gücü gösteriyor. Hem bireysel hedefler hem de toplumsal katılım açısından örnek teşkil eden bu yolculuk, engellilerin spor aracılığıyla güçlenebileceğini kanıtlıyor.