Gazze’de 36 Toruna Bakmak Zorunda Kalan Aile: Sığınacak Yer ve Suyu Bulaşan Bir Umut

Gazze’de 36 torunuyla sığınak arayan aile için güvenli yer ve temiz su umudu; dayanışma ve insanlık hikayesi.

Gazze’de 36 Toruna Bakmak Zorunda Kalan Aile: Sığınacak Yer ve Suyu Bulaşan Bir Umut
  • 10.11.2025 18:33
  • 0
  • 80
  • A+
    A-
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Gazze’nin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi’nde yaşayan Aleva ailesi, İsrail saldırılarında kaybettikleri çocuklarının ardından kalan 36 toruna bakmak zorunda kaldı. İki yıl süren çatışmaların gölgesinde binlerce çocuk yetim kaldı; Aleva ailesi de evlatlarını kaybetmenin ardından torunlarının sorumluluğuyla yeniden ağır bir yükün altına girdi.

En büyük oğullarını kaybettikleri savaş sırasında anne Rıda, oğlunun ölüm haberini namaz kılarken öğrendi. Acının derinliğini hissetti, fakat yapabilecek hiçbir şey olmadığını biliyordu ve hastaneye gidip veda etmekle yetindi. Ailenin taziyesi sürerken, taziyenin son gününde yaşanan yeni bir saldırıyla çocuklardan dördü daha hayatını kaybetti; ayrıca torunlardan yaklaşık 12’si yaralandı. Büyükanne Rıda da bu saldırıda yaralandı ve hastanede bir hafta kaldı; ancak torunlarının sorumluluğu onun omuzlarında olduğu için geçici olarak hastaneden ayrıldı.

İsrail ordusunun ateşkes öncesi tahliye tehditleri nedeniyle Aleva ailesi Şucaiyye’yi terk etmek zorunda kaldı ve bölgeyi Nusayrat’a yönlendirdi. Büyükanne Rıda, burada da kalmak zorunda kaldı; büyükbabaya yakışır şekilde 36 torun ve eşinin yanında saatlerce yürüyerek Yeni yere varıldı. Ancak Nusayrat’ta da yalnızca bir hafta kalabilen aile, eski yuvalarına dönmek durumunda kaldı.

Yaşanan temel sıkıntılar arasında en büyüğü, çoğunluğu 16 yaşın altında olan 36 çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamak için verilen mücadele oldu. Rıda, şu sözlerle durumun ciddiyetini özetledi: “Evlatlarını kaybetmiş bir anne olarak bu acıya üzülmeye bile fırsat bulamıyorum; bu yetimlerin derdi benim için en önemli öncelik. Su bulmak artık benim sorumluluğum.” 36 çocuk için giyecek, yiyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlar ön planda. Eski günlerde büyüklerin temizliğini ve yemeklerini paylaşırken, şimdi hayatta kalmak için zorla hayali bir yemek pişirme yöntemi geliştirmek zorunda kaldı.

Rıda’nın anlatımlarıyla çocuklara yönelik hayali yemekler pişirdiğini görmek mümkün: suyu kaynatıp tencerede bekletiyor, çocuklar uyuyana kadar bu ritmi sürdürüyor. Sabah uyandıklarında çocuklar hangi yemeği yiyeceklerini sorarken, büyükler sessizleşip geceyi atlatmaya çalışıyor. Yiyecek olmadığında bile, çocuklar için dayanmak için çaba sarfediliyor. Büyük çocuklar için biraz olsun kendi çözümleri bulunuyor; fakat küçükler için bu süreç daha da zorlaşıyor.

Yaşanan zorluklar sadece gıda ve suyla sınırlı değil. Büyükbaba Hamid’in kalp hastalığı ve fıtık sorunları, aile üzerindeki baskıyı artırıyor. Oğullarından kalan dayanaklar artık gençler ve çocuklar; torunlar anne ve babalarını ararken, akrabalık bağları da ağır bedellerin altından kalkmak için zorlanıyor. Hamid, “Onlar benim dayanağım; onlardan sonra felçli gibi oldum” derken, çocukların babalarının gelişi için umudunu koruyor. Çocuklar, “Baba nerede?” diye soruyor ve cevap olarak “Gitti, cennete gitti” sözleriyle karşılaşıyorlar. Bu durum, ailenin duygusal yükünü artırıyor.

Rapor edilen kaynaklar, AA haber ajansına göre olayların trajedisini düzensiz bir güvenlik ortamında aktarıyor. Aile, savaşın yarattığı sarsıntıyı ve günlük yaşamın temel ihtiyaçlarını sağlıklı bir şekilde karşılamanın zorluklarını derinden yaşıyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ