Türkiye’nin Yatırım Ekosisteminde Dönüşüm ve Küresel Entegrasyon: YDK Toplantısı Değerlendirmesi

Türkiye’nin yatırım ekosisteminde dönüşüm ve küresel entegrasyonunu YDK toplantısı değerlendirmesiyle özetleyen kapsamlı bir analiz.

Türkiye’nin Yatırım Ekosisteminde Dönüşüm ve Küresel Entegrasyon: YDK Toplantısı Değerlendirmesi
  • 11.11.2025 12:14
  • 0
  • 72
  • A+
    A-
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Son 22 yılda Türkiye’nin üretim kapasitesi, altyapı geliştirme çalışmaları, ihracat artışları ve insan kaynağı nitelikleriyle belirgin bir ilerleme kaydettiğini ifade eden Cevdet Yılmaz, 2002’deki milli gelirinin yaklaşık 238 milyar dolar düzeyinden 2024 sonunda 1,4 trilyon dolara yaklaşan bir büyümeye ulaştığını belirtti. Aynı dönemde kişi başına düşen gelirin dört kattan fazla artmasıyla 15 bin dolar seviyesine yaklaştığını da vurguladı. Bu süreçte, ülkenin küresel yatırım pastasındaki payını beş kat artırarak %1’e yükselttiğini ve dünyanın önde gelen yatırım destinasyonlarından biri haline geldiğini kaydetti.

Yılmaz, ihracatın 2002’de 36 milyar dolar iken 2024 itibarıyla 262 milyar dolara ulaştığını hatırlatarak, sanayi, ulaştırma ve enerji altyapılarının yanı sıra dijitalleşme kapasitesi ile insan kaynağının bu dönemde küresel rekabet için avantaj sağlayacak şekilde güçlendiğini söyledi. Uluslararası doğrudan yatırımların dönüşümün en önemli unsurlarından biri olduğunu belirten konuşmasında, 1973-2002 arasındaki 30 yıllık dönemde yalnızca 15 milyar dolar doğrudan yatırım çeken Türkiye’nin, 2003 yılından itibaren toplamda 282 milyar dolarlık yatırım çektiğini paylaştı. 2024 yılında uluslararası doğrudan yatırım girişi 11,3 milyar dolar olarak gerçekleşirken, 2025’in 7 ayında 8,4 milyar dolara ulaşan yıllıklandırılmış girişler 13,8 milyar dolarla son yılların zirvesine çıktığını aktardı.

Bugüne kadar kurulan yatırım ekosistemi içinde, 2002’de 5.600 olan uluslararası sermayeli şirket sayısının bugün yaklaşık 87 bine yaklaştığını ifade eden Yılmaz, bu şirketlerin yalnızca üretimle sınırlı kalmayıp Ar-Ge, tasarım, tedarik, lojistik ve bölgesel yönetim merkezleriyle Türkiye’yi bölgesel bir üs haline getirdiğini belirtti. Son 15 yılda ihracatın yaklaşık üçte birinin bu tür şirketler tarafından gerçekleştirildiğini ve bu ihracatın yüzde 60’ından fazlasının orta-yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerinden oluştuğunu vurguladı. Ayrıca özel sektör Ar-Ge harcamalarının yüzde 30’unu bu şirketlerin üstlendiğini ve 1,3 milyon kişilik istihdam sağlayarak kalkınmaya doğrudan katkı sağladığını sözlerine ekledi.

Yılmaz, son 20 yılda yapılan reformların Türkiye’nin yatırım ortamını dünya standartlarında güvenli ve öngörülebilir bir ekosisteme dönüştürdüğünü, bu başarının siyasi istikrar ve yatırımcı güvenine dayandığını ifade etti. YOİKK çatısı altında 2001’de başlatılan eylem planlarının hayata geçirilmeye devam ettiğini, 2004’ten bu yana Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Yatırım Danışma Konseyi ile dünyanın önde gelen şirket yöneticilerini ve uluslararası kuruluşları Türkiye’de buluşturarak yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik reform gündemine küresel bir vizyon kazandırıldığını söyledi.

2024’te 10’uncusu düzenlenen YDK toplantısında çok uluslu şirketlerin üst düzey temsilcilerinden alınan geri bildirimler doğrultusunda reform gündemlerinin uygulamaya alındığını aktaran Yılmaz, küresel tedarik zincirlerinde Türkiye’nin rolünü güçlendirecek bir yatırım teşvik sistemiyle dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandırdıklarını kaydetti. Bu kapsamda katma değerli üretimi, yeşil ve dijital dönüşümü ve bölgesel kalkınmayı hedefleyen daha seçici ve hedef odaklı bir yatırım teşvik sistemi hayata geçirildiğini belirtti. Ayrıca Temmuz 2025’te yürürlüğe giren İklim Kanunu’nun enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarını hızlandıracağını, ihracatta karbon ayak izi kriterlerine uyum konusunda firmaların rekabet gücünü artıracağını vurgulayarak yeni araçları da sıraladı: Emisyon Ticaret Sistemi ile emisyon azaltımını daha düşük maliyetle gerçekleştirme imkanı, karbon kredisi ticaretinden doğacak yeni bir piyasa ve 5G ile fiber teknolojileriyle dijital dönüşümün hızlandırılması ile tüm sektörlerde verimlilik kazanımı bekleniyor.

Rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarında bozulan yatırım sürelerini kısaltan mevzuat düzenlemelerinin kendi kendine yeten bir enerji sistemine geçişi hızlandırdığını belirten Yılmaz, ikiz dönüşüm kapsamında mesleklere yönelik aktif iş gücü programları, mesleki eğitim kursları ve işbaşı eğitim programlarıyla insan kaynağı ihtiyacını da karşılamayı hedeflediklerini ifade etti.

Orta Vadeli Program’da sıkı para ve maliye politikalarıyla enflasyonu düşürmeye odaklandıklarını ve bunun büyümeyle uyumlu bir yol izlemesini sağladıklarını söyleyen Yılmaz, Haziran 2024’ten bu yana dezenflasyon sürecinin devam ettiğini, enflasyonun 42 puan düştüğünü ve 2026’da %20’nin altında, 2027’de tek haneli enflasyon hedeflendiğini belirtti. 2024’te ekonominin %3,3 büyüdüğünü ve 2025’te de bu büyümenin sürdürüleceğini dile getirirken, 2026’da %3,8, 2027’de %4,3 ve 2028’de %5 büyüme hedeflerini açıkladı. Cari açık tarafında 2024’te milli gelire oranıyla %0,8 seviyesine gerileme kaydedildiğini, 2028’de bu oranın %1’ler civarında olmasının öngörüldüğünü belirtti. 3 Ekim itibarıyla brüt rezervlerin 186,2 milyar dolar seviyesine yükseldiğini, risk priminin 260 baz puanın altında olduğunu, TL mevduatın payının %60’ın üzerinde olduğunu ifade etti.

Kamu maliyesinde disiplinli bir duruş sürdürdüklerini söyleyen Yılmaz, 2024’te bütçe açığının milli gelire oranının %4,7 olduğunu; deprem etkisi hariç tutulduğunda açığın %3 seviyesinde gerçekleştiğini belirtti. 2025 için bütçe açığını %3,6’ya, 2028 için ise %2,8’e düşürme hedefini açıkladı. Faiz dışı fazlaya odaklı bir bütçe disipliniyle milli gelirimizin 2025 sonunda ilk kez 1,5 trilyon doları aşmasını, kişi başına düşen gelirin 17 bin doların üzerine çıkmasını ve Dünya Bankası sınıflamasına göre ilk kez yüksek gelirli ülkeler arasına dahil olmayı beklediklerini ifade etti. 2028 sonunda milli gelirin yaklaşık 1,9 trilyon dolara yaklaşacağını, kişi başına düşen gelirin 21 bin dolar seviyesine yükselmesini öngördüklerini belirtti. Ayrıca 2028 sonunda ihracatın 300 milyar doların üzerinde, hizmet ihracatının ise 150 milyar doların üzerinde olmasını hedeflediklerini açıkladı. Yatırım döneminde yaklaşık 2,5 milyon ilave istihdam oluşturulması ve işsizlik oranında 2028 sonunda yüzde 8’in altında bir seviyeye inmenin hedeflendiğini paylaştı.

Yılmaz, küresel tedarik zincirleri ve dijital yatırımların yalnızca rekabet gücünü değil, dayanıklılığı ve sürdürülebilir kalkınma vizyonunu da belirleyen unsurlar olduğuna işaret etti. Jeopolitik riskler ve iklim değişikliği ile dijitalleşmenin şirketlerin üretim ve tedarik stratejilerini kökten değiştirdiğini, yakın coğrafyadan tedarik, dost ülkelerden tedarik ve çeşitlendirmenin yatırım kararlarında merkezde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin Avrupa’nın üretim koridoruna bitişik konumu, güçlü sanayi altyapısı ve nitelikli iş gücü ile bu dönüşümün doğal merkezi olduğuna dikkat çekti. Bu bağlamda Ticaret Bakanlığı’nın Küresel Tedarik Zinciri Programı, gümrük ve lojistik süreçlerini hızlandırıyor; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın HIT-30 Programı ise kritik sektörlerde yatırım yapan şirketlere vergisel muafiyetler, hızlandırılmış izinler ve finansman kolaylıkları sağlıyor. 2030 Sanayi Stratejisi ile imalat sanayimizin teknoloji, Ar-Ge ve tasarım odaklı bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.

Uluslararası Doğrudan Yatırım Stratejisi’nin özel bir yere sahip olduğunu ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi koordinasyonunda hazırlanan stratejinin yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve küresel tedarik zincirlerine entegrasyon gibi öncelikleri, ayrıca uluslararası doğrudan yatırım açısından “nitelikli UDY” kriterini net olarak ortaya koyduğunu aktaran Yılmaz, nitelikli yatırımların küresel tedarik zincirlerine entegrasyonu güçlendirdiğini belirtti. 2024 yılında duyurulan 383 UDY projesinin %72’sinin nitelikli UDY kriterleriyle uyumlu olduğunu ve toplam sermaye harcamasının %71’ini bu yatırımların oluşturduğunu ifade etti. Ayrıca son 10 yılda küresel tedarik zincirleriyle doğrudan bağlantılı 539 yatırım projesinin Türkiye’ye çekildiğini belirtti. Dijitalleşme alanında ise 214 dijital yatırım projesine ev sahipliği yaptıklarını ve 1000’den fazla uluslararası sermayeli şirketin Ar-Ge ve tasarım merkezleri kurduğunu vurguladı.

Yılmaz, Yatırım Danışma Komitesi’nin Türkiye’nin yatırım ortamını uluslararası bir bakışla iyileştirme çabasını sürdürdüğünü, kamu ile özel sektör arasında güçlü bir istişare zeminini hedeflediğini ifade etti. Yapılacak görüşmelerin Türkiye’nin yatırımcılar açısından güvenilir, öngörülebilir ve rekabetçi bir merkez olma konumunu güçlendireceğini ve geleceğe dair vizyonunu şekillendireceğini söyledi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ